İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde Hasan Vermez hakkında ortaya çıkan belgeler, proje okullarındaki mali işlemlerle ilgili soru işaretlerini artırırken, yetkililerin sessizliği dikkat çekiyor. Hasan Vermez’in kamuya zarar verdiğine dair iddialar gündemdeki yerini koruyor. Son günlerde artan belgeler ve sorular, eğitim camiasında ciddi bir tartışma yaratmış durumda. Proje okul müdürlüğünden “paraşütle atama” ile temel eğitimden sorumlu il müdür yardımcılığı koltuğuna getirilen Hasan Vermez hakkında eleştiriler giderek yoğunlaşıyor. TEMİZELLER’in uzun süredir sürdürdüğü belgeli yayınlar, bu konunun yalnızca bir yönetici tartışması olmaktan çıkıp, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına dair geniş çaplı bir sorgulamaya dönüşmesine neden oldu.
Proje okullarında yaşanan para akışına dair belgeler, İzmir’de “Lisede Bilim Uygulamaları” etkinliği üzerinden yürütülen mali süreçle ilgili yeni tartışmalara zemin hazırladı. 2024 ve 2025 yıllarına ait resmi belgelerde, Okul Aile Birliği hesaplarından gerçekleştirilen ödemelerin açıklama kısmında etkinlik adının belirtilmesi ve harcama kalemlerinin net bir şekilde ifade edilmesi, sürecin münferit değil, organize bir para akışıyla yürütüldüğü iddialarını güçlendirdi. Eğitim kurumlarının veli katkılarıyla oluşan kaynakların nasıl kullanıldığı ve hangi yöntemlerle sürece dahil olduğu soruları ise hala yanıtsız olarak kalıyor.
Dikkat çeken bir diğer unsur, belgelerin ortaya çıkmasına rağmen yetkililerin sessiz kalması. Artık ortada sadece iddialar değil, somut bir para trafiğine dair kayıtlar mevcut. Buna rağmen, TEMİZELLER’in kamu adına sorduğu “Bu paralar hangi yetkiye dayanarak toplandı? Hangi mevzuat çerçevesinde harcandı? Süreci kim başlattı, kim yönetti, kim onayladı?” gibi sorulara hala bir yanıt verilmemiş durumda. Bu belirsizlik, kamu sisteminin şeffaflık ilkesine dair ciddi bir yönetim zafiyeti olarak değerlendiriliyor.
Eğitim alanında yükselen sesler, sıradan bir idari uygulamanın ötesinde, organize bir yönlendirme mekanizmasının varlığını işaret ediyor. İddialara göre proje okul müdürleri, şeffaf bir süreç işletmeden ödeme yapmaya zorlandılar. Hangi kriterlerle tercih edilen firmalara yönlendirme yapıldığı ise belirsizliğini koruyor. Kamu ihale mevzuatının öngördüğü temel ilkeler devre dışı bırakılarak yürütülen süreç, “gönüllülük” değil, baskı ve telkinle şekillendirilmiş durumda. Bu durum, kamu kurumlarının yöneticileri üzerinden iddia edilen kayıtdışı bir etki zincirinin varlığını ortaya koyuyor. İhale, açık teklif süreci ve rekabet yokken, para akışının devam etmesi, meseleyi basit bir yönetim tercihi olmaktan çıkarıyor.
Eğer bu iddialar doğrulanırsa, karşımıza sadece bir usul eksikliği değil, kamu kaynaklarının nasıl yönetildiğine dair ciddi bir sistem sorunu çıkıyor. Eğitim camiasında bu durum, “Baskı ile kurulan, belirsizlikle yürütülen bir yapı” olarak tanımlanıyor. Denetim sürecine dair mevzuat net olmasına rağmen, son iki yıldır müfettişlerin sistem dışında bırakıldığı, denetim ve mali süreçlerin yöneticiler aracılığıyla yürütüldüğü iddiaları, bu durumu daha da karmaşık hale getiriyor.