FÖŞ’tan çarpıcı analiz: Fitch, TCMB ve Mehmet Şimşek üzerine
24 Ocak 2026
Cumartesi sabahı, akşamdan kalma bir kafayla uyanıp hemen koyu, şekersiz, filtre kahvemi yudumladım. Şu günlerde herkesin uyuşturucu testine girdiğini düşünerek kahveme kattığım malzemeleri paylaşamam, ama şu an tam gazımdayım.
İlk gelen haber, Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki karasularını genişletme planında olduğunu ortaya çıkardı. Gerçekten de sorun aramaktan başka bir şey değil. Yunanistan, İsrail’in gazına gelerek Türkiye’nin Mavi Vatan doktrinine karşı tedbir almaya çalışıyor. Boyun ne, posun ne ki kendi halini yaşayan Türkiye’ye sataşma ihtiyacı duyuyorsun? Bence bu açıklama “iç tüketim” için yapılmış bir hareket, pek bir anlam ifade etmiyor.
Diğer bir haber ise Fitch’in kredi görünümümüzü yükselterek Fatih Karahan ve Mehmet Şimşek’in başarılı çalışmalarını ödüllendirdiğiydi. Moody’s’ten henüz bir ses yok, ama zaten Moody’s ve S&P her zaman geriden gelirler. Eğer ekonomi yönetimi şu anda izlediği rotada devam ederse, bu yıl her üç büyük kredi derecelendirme kuruluşundan da not artışı bekleyebiliriz. Gelişmekte Olan Ülkeler ortalamasına göre CDS’lerimizin makası da kapanır.
Mehmet Şimşek, anket yapılacak olsa Kabine’nin en nefret edilen ve icraatı beğenilmeyen bakanı olurdu. Belki Milli Eğitim Bakanımızı bir rakip olarak görebiliriz ama o kadar. Zaten Kabine’deki diğer bakanları da pek tanıyan yok. Bir de Hakan Fidan var sanırım, yoksa o Bilal Erdoğan mıydı? Kattığım ek takviyeler bazen beni isimleri, yerleri, rakamları ve olayları karıştırmama sebep oluyor, affedin.
Mehmet Şimşek ne yaptı peki? İlk olarak bizi Kredi Kayıt Bürosu belasından kurtardı. O kumpas açığa çıksaydı, bugün 2001 Krizi’ni aramızda mumla arıyor olurduk. İkincisi, kendisine verilen yetkiyle bütçeyi düzeltmeye başladı. Bu yıl vergilerde GSYH’ya oranla önemli bir artış var. Gelir vergisi rekor seviyelerde. Ayrıca altın ve konut alım satımının bankalar aracılığıyla yapılması ciddi miktarda vergi getirir. Fitch gibi kredi derecelendirme kuruluşları açısından Türkiye’nin bütçe açığı %5’in altına düşmedikçe büyük bir sorun oluşturmuyor, çünkü “görünen” kamu borcu/GSYH oranı Gelişmekte Olan Ülkeler ortalamasının 20 puan altında. Ancak kredi derecelendirme kuruluşları not artışı yapmak için enflasyonun düşeceğinden emin olmak isterler ki, bu yıl bütçe açığının GSYH’nın %3’üne kadar düşmesi not artışı için bir gerekçe olabilir.
Mehmet Şimşek genel olarak kadınlar ve özel sektör için fazla bir şey yapmadı. Seçmenin refahı Mehmet Şimşek’in önceliği değil, bu görevi Sevgili Reis’e aittir.
Gelelim TCMB’ye. Perşembe günü beklenmeyen bir kararla faiz oranını piyasanın beklentisi olan 150 baz puan değil, 100 baz puan düşürdü. Bence hiç indirim yapmasaydı, yıl sonu hedefi olan %16 TÜFE’ye ulaşmak için daha iyi bir yol kat edebilirdik, ama gerçekçi olmak gerekir. Eğer TCMB faiz indirmezse tüm özel sektör Saray’ın kapısında sıraya girer, Karahan’ın görevden alınması için yalvar yakar eder. Hükümet dostu Türkiye Gazetesi şöyle yazmış: “Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 37’ye indirmesine rağmen ihtiyaç kredisi faizleri yüzde 63’ü aşarak son ayların zirvesine çıktı. Bu durum, para politikasının bankacılık sistemi üzerindeki etkisinde ciddi bir kopukluğun olduğunu gösteriyor.” Ağır olur, ama maksat o zaten. Kredi bolluğunun iç talebe sıçramasını önlemek.
Tekstil sektörü 350 bin kişilik bir istihdam kaybı yaşadığını iddia ediyor, imalat sanayii ise 650 bin diyor. İlginç, verilerde böyle bir detay yok ama olsa bile sebep yüksek faiz ve güçlü TL politikası değil. Sanayici alışmış hükümete bel bağlamaya; ne teknoloji getiriyor, ne maliyet tasarrufu yapıyor, ne finansal yönetimi öğreniyor ne de markalaşıp fiyatla değil, isimle rekabet etmeyi benimsiyor.
TCMB bundan sonra ne yapacak? Bence yılın ilk üç ayında toplam enflasyon %8’e ulaşacak ve ek parasal sıkılaştırmaya gidilmeden, yıl sonu hedefi olan %16 TÜFE’ye ulaşılamayacağı herkese açık olacak. TCMB artık faiz artırmakta zorlanacak, ama Mart toplantısında faiz indirimlerini 50 baz puanlık dilimlerle kademeli olarak gerçekleştirirse belki TÜFE %25’e inebilir. Niçin bu kadar kesin bir şekilde kötümserim? Çünkü enflasyonda katılık varsa ben de OnlyFans’te sayfa açarım.
“Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM), merakla beklenen “Hanehalkı Enflasyon Beklentileri: Ocak 2026” araştırma notunu yayımladı. Ocak 2026 verilerine göre, hanehalklarının 12 ay sonrasına dair enflasyon beklentisi bir önceki anket dönemine göre 3,4 puan artarak yüzde 55,3 seviyesine ulaştı.”
Para politikası tek başına enflasyon sorununu çözmez, toplumsal maliyeti sürdürülemez hale getirir. Kesinlikle vergi reformu gereklidir. Vergi yükü dolaylı vergilerden ve kurumlar vergisinden gelir düzenlenmelidir. Enflasyon katılığının üstesinden gelmek için tasarrufa Saray ve TBMM’deki milletvekillerinin maaşlarından başlanmalıdır.
Bu zorlu gerçekler arasında TCMB geçen ay PPK toplantısında başarılı bir performans sergiledi. Önce yatırımcılar tarafından ödüllendirildi, rezervleri rekor seviyelere ulaştı, daha sonra da Fitch tarafından takdir edildi.
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak isterseniz, abonelik için öncelikle e-mail adresimize yazmanız gerekmektedir.